Search billions of records on Ancestry.com
   
Website logo

Wordlist English (Modern)-Turkish
Character set: ISO-8859-3 (Latin 3)

a = biri, birisi, bir

abandon = çökmek

abandoned = ahlaksız, alçak, arlanmaz

abbreviate = kısaltmak

ABC = alfabe

abdomen = göbek, karın

abet = alevlendirmek

abide = beklemek, azap çekmek

abiding = artık

abject = alçak

abjection = alçaklık

abjure = feshetmek, iptal etmek

ablaze = alevli

able = muktedir

abnormal = anormal

abolish = feshetmek, iptal etmek

abortive = abes

about = ait

above-board = açık

abridge = kısaltmak

abrogate = feshetmek, iptal etmek

abrupt = ani

abscess = apse

absence = bulunmayış, yokluk, açık

absent = namevcut, yok

absent onself = bırakmak

absolute = mutlak, tam

absolutely = mutlaka, tamamen

absolution = af

absorb = çekmek, emmek

abstract = nazari, teorik

abstraction = hırsızlık

absurd = abes, saçma

abundance = bereket, bolluk

abundant = bol

abuse = acıtmak

abusive = ağır

Abyssinia = Habeşistan

acacia = akasya

academy = akademi

accede = muvafakat etmek

accelerate = hızlandırmak

accept = almak, kabul etmek

acceptable = kabul edilebilir, münasip

acceptor = alan

access = hücum, saldırış

accident = arıza, kaza, olay

accidental = arızi

acclaim = alkışlamak, takdir etmek, alkış

acclamation = alkış

accommodate oneself = adaptasyon

accommodation = anlaşma

accomodate = bitirmek

accompanist = arkadaş

accompany = eşlik etmek

accomplishment = amel

accord = ahenk, anlaşma, uyuşma, bağdaşma, izin vermek, müsaade etmek

accordance = ahenk, anlaşma, uyuşma

accordion = akordeon

account = açıklama, hesap, inanmak

accountant = muhasebeci

account for = açıklamak, anlatmak

accredit = atfetmek, inanmak

accrue = yetişkin

accumulator = akümülatör

accuracy = ayar

accurate = doğru, kat'î, kesin, tam

accusal = suçlama

accusation = suçlama

accuse = itham etmek, suçlamak

accustom = alışmak, alıştırmak

accustomed = alelade, alışık, bayağı

accustom oneself = alışmak

ace = as

acerbic = acı, keskin, şiddetli

acerbity = acılık, sertlik

acetous = buruk

ache = arzu etmek, özlemek, acımak, ağrımak, acı, ağrı, azap, arzulamak

achieve = almak, etmek, yapmak

achievement = amel, hareket, iş, başarı

acid = buruk, asit

acknowledgement = alındı

acolyte = aza

acoustics = akustik, ses düzeni

acquaint = bildirmek

acquaintance = aşina, bildik, bilgi

acquire = almak, satın almak

acquisition = alış

acrobat = akrobat, cambaz

across = çaprazvari

across from = aleyh, aleyhinde, karşe

act = amel, hareket, iş, etmek, yapmak, amel

action = amel, hareket, iş, muharebe, boğuşmak, amel

act of grace = af

actor = aktör, artist

actress = aktris, artist

acupuncture = akupunktur

ad = ilan, reklam

adage = atasözü

Adam = Adem

adaptation = adaptasyon

adapt oneself = adaptasyon

additionally = ayrıca

addled = ahmak, akılsız

address = adres

adieu = allahaısmarladık, gülegüle

adjective = bilgisinde

adjustment = adaptasyon

administration = hükümet, yönetim

admirable = takdire değer

admiral = amiral

admire = çok beğenmek, hayran olmak

admit = izin vermek, müsaade etmek

admixture = alaşım, bileşim

ado = gürültü

adore = taparcasına sevmek

advance = hızlandırmak

advantage = avantaj, yarar

advantageous = avantajlı, yararlı

adventurous = avantüriye

adverb = zarf

adversary = aleyhtar

advert = aldırmak

advertise = haber vermek, ilan etmek

advertisement = ilan, reklam

advice = nashihat, öğüt

advise = fikir vermek, öğüt vermek

advocate = avukat, savunucul

Aegean = Ege denizi

Aegean Sea = Ege denizi

aerial = anten, havaî

aeroplane = tayyare, uçak

a few = birkaç

affair = iş, macera, mesele

affecting = acıklı

affection = aşk

affliction = acı

afford = izin vermek, müsaade etmek, ürün vermek

afresh = tekrar, yine, bir daha

Africa = Afrika

African = Afrikalı

after = arkasından, sonra

afternoon = öğleden sonra

afterwards = sonra, sonraları

again = tekrar, yine, bir daha

against = aleyh, aleyhinde, karşe

age = yaş

agency = acente

agenda = gündem

agent = acente, ajan, alet, araç, aygıt, arabulucu

aggrandizement = agrandisman

aggression = hücum, saldırış

aggro = saldırı

agitated = asabi

agree = anlaşmak, muvafakat etmek

agreeable = hoş, uygun

agreement = ahenk, anlaşma, uyuşma

ague = ateş

aid = asistan

aim = hedef

air = hava, arya

aircraft = uçak, uçaklar

airplane = tayyare, uçak

airport = tayyare mayadanı, havalimanı

alacrity = şevk

alarm = alarm, çalar saat

alarmclock = çalar saat

Albania = Arnavutluk

Albanian = Arnavut

album = albüm

albumen = albumin

alcohol = alkol

alcoholic = ayyaş

ale = bira

algebra = cebir

Algeria = Cezayir

Algerian = Cezayirli

alike = başabaş

a little = azıcık, biraz

all = bütün, âlem, amme

allergy = alerji

alligator = Amerikan timsahı

all of a sudden = aniden, ansızın, birden, birdenbire

all over again = tekrar, yine, bir daha

allow = izin vermek, müsaade etmek

alloy = alaşım, halita

all the same = başabaş

almanac = almanak, takvim, yıllık

almond = badem

almost = adeta

alms = sadaka

alone = yalnız, ancak

a lot of = birçok

alphabet = alfabe

Alps = Alp

already = daha şimdiden, halihazırda

also = da, de, dahi, keza

altitude = irtifa

altogether = bütün

aluminium = alüminyum

aluminum = alüminyum

always = daima, her zaman

amateur = amatör

ambassador = büyük elçi

ambition = ihtiras, tutku

ambitious = hırslı, muhteris, tutkulu

ambulance = ambülans, hasta arabası

amen = amin

America = Amerika

American = Amerikalı, Amerikan

American Indian = Kızılderili

ammonia = amonyak

ammunition = cephane

amnesty = af

among = arasında

ampère = amper

amputate = bir uzvu kesmek

amuse = eğlendirmek

amusement = eğlence

an = bir

anaemia = anemi, kansızlık

analyse = analiz etmek

analysis = analiz

anarchist = anarşist, bozguncu

anarchy = anarşi

Anatolia = Anadolu

anatomy = anatomi, beden yapısı

anchovy = ançüez

ancient = antika

and = ve

anecdote = fıkra, hikâye

anew = tekrar, yine, bir daha

angel = melek

anger = öfke

angina = anjin

angle = açı

Angora = Ankara

angry = kızgın, öfkeli

animal = hayvan, hayvansal

Ankara = Ankara

ankle = ayak bileği

announce = haber vermek, ilan etmek

annoyance = acı

annual = yıllık

annul = feshetmek, iptal etmek

anonymous = anonim, isimsiz

another = başka, bir daha, diğer bir

answer = cevap vermek, cevap

ant = karınca

antenna = anten, havaî

anthem = ilahi

antique = antika

anvil = örs

any = biri, birisi, birkaç

anybody = biri, birisi

apart = ayrı

ape = maymun

aperture = açıklık, ağız

apostrophe = apostrof, virgül

appellation = ad, isim

appetite = arzu, istek, iştah

applaud = alkışlamak, takdir etmek

apple = elma

appointment book = gündem

appreciate = beğenmek

approval = alkış

approve = beğenmek

apricot = kayısı

April = nisan

apron = önlük

aquarium = akvaryum

Arab = Arap

Arabia = Arabistan

archaeology = arkeoloji

architect = mimar

archive = arşiv

archives = arşiv

arena = arena, boğa güreşi alanı

Argentina = Arjantin

aria = arya

arithmetic = aritmetik

arm = kol

armchair = koltuk

army = asker, ordu

aroma = güzel koku

arrange = düzenlemek, tertip etmek

arrival = varış

arrive = varmak, vasıl olmak

arrogant = kibirli

arrow = ok

art = güzel sanat

artery = atardamar

article of clothing = bez

artist = ressam, sanatkâr

as = nasıl, böyle, böylece, çünkü, yüzünden

ash = kül

ashtray = kül tablası

Asia = Asya

Asia Minor = Anadolu

as if = sanki

ask = sormak

asphalt = asfalt

aspirin = aspirin

ass = eşek

assault = saldırmak

assets = aktif

assistant = asistan

associate = birleşmek

asthma = astım

as though = sanki

astrology = müneccimlik

astronaut = astronot

astronomer = astronom

astronomy = astronomi

at all = baştanbaşa, bütün

atelier = atölye

atheism = dinsizlik

athlete = atlet, sporcu

athletics = atletizm

Atlantic = Atlas Okyanusu

Atlantic Ocean = Atlas Okyanusu

atlas = atlas

at least = bari

atmosphere = atmosfer, hava

atom = atom

at once = aniden

at present = şimdi

attaché = ataşe

attack = saldırmak, hücum, saldırış

attain = almak

attempt = atılım

attractive = alımlı

aubergine = patlıcan

August = ağustos

aunt = hala, teyze

Australia = Avustralya

Australian = Avustralyalı

Austria = Avusturya

Austrian = Avusturyalı

author = yazar

autobus = otobüs

automatic = otomatik

automobile = otomobil

autonomy = özerklik

autumn = sonbahar

await = beklemek

aware = bilinçli

axe = balta

baby = bebek

bachelor = bekâr

back = arka

backward = geriye doğru

backwards = geriye doğru

bacon = domuz pastarması

bacterium = bakteri

bad = fena, kötü

badger = porsuk

bag = çanta, torba

baggage = bagaj

bairn = çocuk

bake = fırında pişirmek

baker = fırıncı

balcony = balkon

ballet = bale

balloon = balon

bamboo = ©ngiliz kamışı, bambu

banana = muz

bandage = bağ, bandaj, sargı

bandit = eşkiya, haydut

bank = banka

bank clerk = banker

banknote = banknot

bank-note = kâğıt para, banknot

bank note = banknot

bank official = banker

banner = bayrak

bar = aksatmak, bar

barbarian = barbar

barbaric = barbar, vahşi

barber = berber

bare = çiplak

barely = ancak, sadece, zar zor

barley = arpa

barometer = barometre

baron = baron

barracks = kışla, kişla

barrel = fiçi, varil, boru

barricade = barikat

barrier = engel

barrister = avukat, savunucul

barrister-at-law = avukat, savunucul

base = alçak

basement = bodrum

basket = sepet

basketball = basketbol

bastard = piç

bath = banyo

bathroom = banyo, banyo odası

battery = akümülatör, batarya

battle = muharebe, boğuşmak

bayonet = süngü

bazaar = çarşı

be = olmak

beach = kumsal, plaj

be acquainted with = tanımak

bead = boncuk

beak = gaga

be alive = yaşamak

bean = fasulye

bear = ürün vermek, azap çekmek, ayı

beard = sakal

be ashamed = arlanmak

be asleep = uyumak

beast = hayvan, hayvansal

beautiful = güzel

beauty = afet

because = çünkü, yüzünden

become = olmak

bed = yatak

be different = ayırmak

bedroom = yatak odası

bee = arı, balarısı

beef = sıgır eti

beefsteak = biftek

beehive = arı kovanı

beer = bira

be found = bulunmak

beg = dilenmek

beggar = dilenci

begin = başlamak

beginner = acemi

behind = arkasından, sonra, arkasında

be hungry = acıkmak

be in the habit of = alışmak

Belgian = Belçikalı

Belgium = Belçika

belief = inanç

believe = inanmak

bellow = <anırmak>

belly = göbek, karın

be located = bulunmak

belt = bölge, mıntıka, kayış, kemer

bench = sıra, tezgâh, bank

bend over = abanmak

benefit = avantaj, yarar

be painful = acımak, ağrımak

be similar = andırmak, benzemek

be sorry about = acıkmak

better = daha iyi

between = arasında

beverage = içilen şey

beyond = çaprazvari

bibliography = bibliyografi

bicycle = bisiklet

big = büyük

bike = bisiklet

bill = gaga, bilet

billiards = bilardo

bind = bağlamak

binding = bant

bird = kuş

birth = doğum

birthday = doğum günü

biscuit = bisküvi

bishop = piskopos

bitter = acı, keskin, şiddetli

bitterness = acılık, sertlik

black = kara, siyah

blackberry = böğürtlen

blackberry bush = böğürtlen

bladder = sidik torbası

blade = ağız

blame = azarlamak

blanch = ağartmak, aklamak

blank = beyaz

blanket = battaniye

bleak = aynasız, soğuk

bleat = <anırmak>

blind = âmâ

block = abluka etmek, blok

blockade = abluka, abluka etmek

blond = sarışın

blood = kan

blotter = kurutma kâğıtı, murakkap silgisi

blotting paper = kurutma kâğıtı, murakkap silgisi

blouse = bluz, bulüz

blue = mavi

blueberry = yaban mersine

blunt = yassi

blushing = al

boar = erkek domuz

boat = gemi, kayık, sandal

bodily = bedeni

body = bedeni, beden, gövde, vücut

body- = bedeni

bomb = bombalamak, bomba

bone = kemik

book = kitap

bookcase = kitap dolabi

book-keeper = defter tutan

bookshop = kitapçı dükkanı

bookstore = kitapçı dükkanı

Bosporus = Boğaziçi, Karadeniz boğazi

boss = amir, patron, baş

botany = botanik

botch = azdırmak

bother = aksatmak

bottle = şişe

bottom = dip, kıç, asıl, alt

boulevard = bulvar

bouquet = buket

boutique = dükkân

box = kutu

boxer = boksör

boy = çoçuk, oğlan

bra = sütyen

bracelet = bilezik

brain = akıl, beyin, dimağ

brake = fren

bramble = böğürtlen

brandy = kanyak

bray = anırmak

Brazil = Brezilya

Brazilian = Brezilyalı

bread = ekmek

breakfast = sabah kahvaltısı

breath = nefes, nefes alma

breathe = nefes almak, solumak

brick = tuğla

bridge = köprü

brief = bodur, bücür

brigade = tugay

bright = açık

bring = getirmek

brinjal = patlıcan

Britain = Britanya

British = ©ngiliz

broad = bol

broken = arızalı, bozuk

bronze = tunç

brooch = broş

broom = süpürge

brothel = genelev

brother = birader

brother-in-law = bacanak

brown = kahverengi

bruise = bere, berelemek

bubble = sidik torbası

bucket = kova, bakraç

budget = bütçe

buffalo = manda

buffet = büfe

bug = böcek

building = bina

bulb = ampul

Bulgaria = Bulgaristan

bull = boğa

bullet = mermi

bulletin = bülten

bungle = azdırmak

bureau = büro

bus = otobüs

business = iş, macera, mesele, alışveriş

business deal = iş, macera, mesele

but = ancak, fakat

butcher = kasap

butter = tereyağı

butterfly = kelebek

buy = almak, satın almak

buyer = alan, alıcı

bye = allahaısmarladık, gülegüle

by now = daha şimdiden, halihazırda

cabbage = lahana

cabin = kulübe

cadger = anaforcu, asalak

cage = kafes

calendar = takvim

calf = dana, baldır

calm = asude

calorie = kalori

camel = deve

camera = fotoğraf makinası

Canada = Kanada

Canadian = Kanadalı

canal = kanal

canary = kanarya

cancel = feshetmek, iptal etmek

candidate = aday

cannibal = yamyam

cannon = top

capable = muktedir

capital = başkent

capital city = başkent

capitulate = teslim olmak

captain = kaptan

car = otomobil

card = kart

care = bakım

carpenter = dülger, marangoz

carrot = havuç

carry = nakletmek, taşımak

case = iş, macera, mesele

castle = burç

cat = kedı

catalogue = katalog

catastrophe = afet

catching = bulaşıcı

category = kategori, sınıf

caterpillar = tırtıl

cathedral = büyük kilise

cauliflower = karnabahar

cavalier = şövalye

caviar = havyar

cede = teslim etmek

ceiling = tavan

celebrate = anmak, kutlamak

celery = kereviz

cellar = bodrum

cement = çimento

cemetery = mezarlık

centennial = asır, yüzyıl

centimetre = santimetre

centre = merkez

century = asır, yüzyıl

ceremony = tören

certain = belirli

chain = zincir

chair = sandalye

chairman = başkan

change = başkalaşmak

channel = kanal, boru

chaos = kaos, karmakarışık hal

chapter = bölüm, kısım

character = alamet

charity = sadaka

chase = avlamak

chatterbox = ağustosböceği

chauffeur = şoför

cheat = aldatmak

check = çek

cheese = peynir

chemistry = kimya

cheque = çek

cherry = kiraz

chestnut = kestane

chew = çiğnemek

chicken = tavuk

chief = amir, patron, baş, ana, başlıca

child = çocuk

chilly = soğuk

chimney = baca

chin = çene

China = Çin

chocolate = çikolata

choke = boğazlamak, boğmak

cholera = kolera

choose = seçmek

chord = akord

Christ = ©sa

Christian = Hıristiyan

Christmas = Noel

chromium = krom

cigar = puro, sigar

cigarette = sigara

cinder = kül

cinema = sinema

circle = daire

circus = sirk

city = kent, şehir, belde

clap = alkışlamak, takdir etmek

clarify = açıklamak, anlatmak

claw = pençe

clay = kil

clean = arı, halis, saf, temiz, ayıklamak

cleanse = ayıklamak

clear = açık, anlaşılır, aşikâr, belirgin, berrak

clearly = açık, açıkça

clerk = kâtip

clever = açıkgöz, akılı, zeki

client = alan, alıcı, müşteri, müvekkil

climate = iklim

climb = tırmanmak

clinic = klinik

cloakroom = vestiyer

clock = saat

close = kapamak

cloth = bez, kumaş

clothes = elbise

clothing = elbise

cloud = bulut

clover = yonca

clown = palyaço

club = kulüp

coast = kıyı, sahil

cobra = kobra yılanı

cocaine = kokain

cock = horoz

coffee = kahve

cognac = kanyak

coin = akçe

cold = soğuk

colleague = meslekdaş

collect = biriktirmek, toplamak

collection = koleksiyon

college = yüksek okul

colonel = albay

colour = renk

comb = taramak, tarak

combination = bileşik

come = gelmek

come about = olmak

come across = buluşmak

comedy = komedi

comet = kuyruklu yıldız

come to a halt = durmak

come to an end = bitmek

comfort = avunmak, avutmak

comma = virgül

commander = amir

commence = başlamak

commerce = alışveriş

committee = heyet, komite

common = adi, alelade

communication = bildiri

communism = komünizm

community = belediye

companian = arkadaş

compass = pusula

complain = şikayet etmek

complaint = şikâyet

complete = bütünlemek

completely = adamakıllı

complex = arapsaçı

complexion = beniz

complicated = arapsaçı

computer = bilgisayar

concern = bakım

concerned = alakadar

concerning = ait

concord = ahenk, anlaşma

concrete = beton

concurrence = ahenk, anlaşma, uyuşma

conflict = mücadele

congress = kongre

conjunction = bağlaç

connect = bağlamak

connection = alaka, bağ, bağlantı

conscious = bilinçli

consent = muvafakat etmek

consider = bakmak

consignee = alan

console = avunmak, avutmak

constitution = anayasa

contagious = bulaşıcı

convention = kongre

cook = aşçı

cookie = bisküvi

copious = bol

copper = bakır

corkscrew = burgu

corn = darı, mısır

corner = açı

corporal = bedeni

corporeal = bedeni

counsel = avukat, savunucul, fikir vermek, öğüt vermek, nashihat, öğüt

count = saymak

country = belde

court = alan, avlu

courtyard = alan, avlu

cousin = amcazade

cow = inek

crisis = kriz, buhran, bunalım

crocodile = timsah

cross = kızgın, öfkeli

cry = feryat, ağlamak

cry out = bağırmak

crystal = kristal, billur

cucumber = hıyar, salatalık

culture = kültür

cultured = alim

cunning = açıkgöz, akılı, zeki

curse = beddua

curtail = kısaltmak

curtain = perde

custom = âdet

customary = alelade, alışık, bayağı

customer = alıcı, müşteri, müvekkil

cut = kesmek

cycle = bisiklet

cyclone = kasırga

cylinder = silindir

cymbal = büyük zil

cypres = selvi

Cypriot = Kıbrıslı

Cyprus = Kıbrıs

Czech = Çek

Czechoslovakia = Çekoslovakya

dabbler = amatör

dad = baba, babacığım

daddy = baba, babacığım

daisy = papatya

damage = arıza

dance = dans etmek, dans

Dane = Danimarkalı

danger = tehlike

dangerous = tehlikeli, azılı

Dardanelles = Çanakkale boğazi

daughter = kız, kız evlat

day = gün, gündüz

daylight = aydınlık

dead = ölü, ölmüş

deaf = sağır

deceitful = aldatıcı

deceive = aldatmak

December = aralık

deceptive = aldatıcı

declaration of policy = program

deem = inanmak, bakmak

defeat = altetmek

deficit = açık

defining = berlirli

degree = aşama

delusive = aldatıcı

Denmark = Danimarka

depart = bırakmak

dependent = bağımlı

depression = kriz, buhran, bunalım

descend = alçalmak

desire = arzu etmek, arzulamak, arzu

destiny = alınyazısı

destroy = bozmak

determining = berlirli

dialect = lehçe

dialogue = diyalog, konuşma

diarrhoea = amel

dictator = diktatör

die = ölmek

diet = perhiz, rejim

differ = ayırmak

difference = fark

dilemma = açmaz

dilettante = amatör

diligent = çalışkan

dimension = boyut, buut

din = gürültü

diploma = diploma

diplomat = diplomat

directory = katalog

dirty = kirli

disagreement = anlaşmazlık

disappointment = acı

discord = anlaşmazlık

dismal = aynasız, acıklı

dispose of = satmak

dissension = anlaşmazlık

distant = uzak

distinct = açık, anlaşılır, aşikâr, belirgin, berrak

district = bölge

disturb = aksatmak

divide = ayırmak, bölmek

do = etmek, yapmak

do away with = ayrılmak

document = belge

dog = köpek

dog-kennel = köpek kulübesi

doll = bebek

dollar = dolar

dolphin = yunus baliğı

donate = bağışlamak

donkey = eşek

drag = çekmek

draw = çekmek

dreary = aynasız, acıklı

drink = içilen şey, içmek

driver = şoför

droop = asılmak

drop = düşmek

drown = boğmak

drunk = ayyaş

duchess = düşes

duck = ördek

duke = dük, duka

dung = bok

duplicate = artmak

dusk = alacakaranlık

Dutch = Hollandalı

Dutchman = Hollandalı

dye = boya, renk

dynamite = dinamit

each other = birbiri

eagle = kartal

ear = kulak

earnest = ağırbaşlı

earring = küe

earth = toprak, yeryüzü, arz

east = doğu

Easter = Paskalya

eastern = doğuya ait

eat = yemek

echo = aksetmek

educated = alim

effort = atılım

egg = yumurta

eggfruit = patlıcan

eggplant = patlıcan

Egypt = Mısır

Egyptian = Mısırlı

eight = sekiz

elbow = dirsek

elder brother = ağabey

elder sister = abla, bacı

elect = seçmek

electric = elektriki

electricity = elektrik

elegant = zarif

element = adet, altyapı

elements = alfabe

elephant = fil

elevator = asansör

eleven = on bır

elm = karaağaç

else = başka, bir daha, diğer bir

emergency = kriz, buhran, bunalım

eminent = âlâ

emmet = karınca

emperor = imparator

empire = imparatorluk

employ = kullanmak

empress = imparatoriçe

emptiness = boşluk

empty = boş, boşalmak, boşaltmak

enchanter = sihirbaz

encounter = buluşmak

encyclopaedia = ansiklopedi

end = bitirmek, bitmek

end up = varmak, vasıl olmak, bitmek

endure = azap çekmek

energy = güç, kuvvet

engine = makine, motor

engineer = mühendis

England = ©ngiltere

English = ©ngiliz, ©ngilizce

Englishman = ©ngiliz

enigma = bilmece, bulmaca

enjoyable = hoş, uygun

enlargement = agrandisman

enter = girmek

enterprise = angajman

enthusiasm = şevk

entire = bütün

entirely = adamakıllı, baştanbaşa, bütün

equal = başabaş

equally = başabaş

err = aldanmak

essential = asil

Ethiopia = Habeşistan

Europa = Avrupa

Europe = Avrupa

European = Avrupalı

even = başabaş

evening = akşam

evening meal = akşam yemeği

ever = daima, her zaman

everyday = adi

everything = bütün

evident = aşikâr, belirgin, belli

ex- = eski

exactness = ayar

exaggerate = abartmak

examine = araştırmak

excite = alevlendirmek

excite pity = acındırmak

exclusively = ancak

excrement = bok

excuse = affetmek

excuse me = affedersiniz

exhausted = bitap

exit = çıkmak

expect = beklemek

expert = bilirkişi

expire = bitmek, ölmek

explain = açıklamak, anlatmak

explanation = açıklama

exploration = araştırma

explore = araştırmak

extreme = aşırı

fade = ağarmak

faint = aciz

fair = çarşı, sarışın

fall = düşmek

fallacious = aldatıcı

false = asılsız

fame = debdebe, ihtişam, şan

family = aile

fanatical = bağnaz

fancier = amatör

far = uzak

farewell = allahaısmarladık, gülegüle

fast = acele

fate = alınyazısı

father = baba, ata

fatherland = anavatan, anayurt

February = şubat

feed = yemek

fellow = adam, erkek

fertile = bereketli, bitek

fervor = büyük istek, gayret, şevk

fervour = büyük istek, gayret, şevk

fetch = getirmek

fever = ateş

field hospital = ambülans, hasta arabası

fifth = beşinci

files = arşiv

filthy = kirli

find = algılamak, bulmak

find oneself = bulunmak

fine = güzel, âlâ

finish = bitirmek

finished = alesta

Finland = Finlandiya

fir = köknar

fire = ateş

first = birinci

first night = başbakan

first run = başbakan

fish = balık

fisherman = balıkçı

fit together = bağdaşma

five = beş

fix up = düzenlemek, tertip etmek

flag = bayrak, ayar

flame = alev

flavour = güzel koku

flea = pire

float = yüzmek

flow = akmak

fluent = akıcı

fly = uçmak

folk = ahali

following = ardısıra

food = azık, besin

fool = ahmak, avanak

foolish = ahmak, akılsız

foot = ayak

football = ayaktopu

for = çünkü, yüzünden

force = kuvvet

forefather = ata

forehead = alın

foreign country = ecnebi memlekette

forget = unutmak

forgive = affetmek, bağışlamak

form = biçim

former = eski

formula = formül

fortunate = bahtiyar

fortune = alınyazısı

foundation = altyapı, dip, kıç, asıl

fountain = çeşme, fıskiye

four = dört

fowl = tavuk

fox = tilki

fragment = adet

France = Fransa

frankly = açıkça, alenen

free = açık, azade, boş, bedava, beleş

freezing cold = ayaz

French = Fransız

Friday = cuma

friend = ahbap, arkadaş

friendship = ahbaplık

frost = ayaz

fruitful = bereketli

full of zeal = gayretli

fully = adamakıllı

fun = eğlence

fundamental = asil

furious = azgın

futile = abes

gag = alay, azizlik

gape = esnemek

garden = bahçe

gardener = bahçıvan

garment = bez

gasolene = benzin

gasoline = benzin

gate = kapı

gateway = kapı

gather = biriktirmek, toplamak

gaunt = köşeli, acıklı

gawk = esnemek

gazelle = ceylan

generous = alicenap

gentle = hoş, tatlı, aheste

gentleman = bay, bey, beyefendi

geography = coğrafya

geology = jeoloji

geometry = geometri

germ = bakteri

German = Alman

Germany = Almanya

get = almak, varmak, vasıl olmak, olmak

get off = alçalmak

get rid of = ayrılmak

get used = alışmak

ghastly = aynasız

ghost = hortlak

giant = dev

gift = armağan, bağış

giraffe = zürafa

girdle = kayış, kemer

girl = kız

give = bağışlamak, vermek, bahşetmek

give in = teslim etmek

give notice = haber vermek, ilan etmek

give up = teslim etmek, çökmek

give way = teslim etmek

gladness = lezzet

glass = bardak

glory = debdebe, ihtişam, şan

glove = eldiven

go = gitmek

goal = hedef

goat = keçi

go away = bırakmak

god = tanrı

go down = alçalmak

God's acre = mezarlık

go in = girmek

gold = altın

golden = altın

good = iyi

goodbye = allahaısmarladık, gülegüle

good-for-nothing = avare

goodness = hayır, iyilik

goose = kaz

go out = çıkmak

government = hükümet, yönetim

grade = aşama

gradually = azar azar

gram = gram

grammar = dilbilgisi

gramme = gram

grandchild = torun

granddaughter = kız torun

grandfather = büyükbaba

grandmother = <anneanne>, <babaanne>, büyükanne

grandson = erkek torun

granite = granit

grape = üzüm

grass = çimen, ot

grasshopper = çekirge

gratitude = minnettarlık, şükran

graveyard = mezarlık

gravity = ağırlık

great = âlâ, büyük

Great Britain = Britanya

Greece = Yunanistan

Greek = Yunanlı, Rumca

green = yeşil

grey = gri, boz

grief = acı

gripped = alakadar, alakalı

grisly = aynasız

ground = dip, kıç, asıl

group = grup

grow = olmak, yetişkin

guard = bekçi, biletçi

guess = sanmak

guest = misafir

guilty = suçlu

guitar = gitar

gun = top, tüfek, silah

gypsum = alçı

gypsy = çingene

habit = âdet

haemorhoids = basur

hairdresser = berber

half = buçuk

halt = durmak

hammock = branda

hand = amele, el

handsome = güzel

hang = asılmak, asmak

hang onto = tutmak

happen = olmak

happiness = baht

happy = bahtiyar

hardly = ancak, sadece, zar zor

hardworking = çalışkan

hare = tavşan

harmonica = armonika

harmonious = ahenkli

harmonize = bağdaşma

harmony = ahenk

haste = acele

hastily = alelacele

hat = şapka

haul = çekmek

have = almak

have compassion on = acımak

hawk = atmaca

hay = saman

he = o

head = baş

headache = başağrısı

health = sağlık, sıhhat

healthy = sıhhatlı

hear = duymak, işitmek

heart = kalp, yürek

heat = sıcaklık

heel = ökçe, topuk

height = yükseklik, irtifa

Hellespont = Çanakkale boğazi

hello = alo, merhaba

helper = asistan

helpless = aciz

her = o

herb = çimen, ot

here = burada, buraya

hereafter = ahret

hero = kahraman

heroin = eroin, kadın kahraman

heroine = kadın kahraman, eroin

herring = ringa balığı

hexagon = atıgen

high = ali, yüksek

hill = tepe

him = o

hinder = aksatmak

hoarse = boğuk

hog = domuz

hold = ambar, tutmak

holiday = bayram

Holland = Hollanda

Hollander = Hollandalı

holy = kutsal

honey = bal

honor = hürmet göstermek, namus, şeref

honour = hürmet göstermek, namus, şeref

hooker = orospu

hooter = boynuz

hope = ummak, umut

horizon = ufuk

horn = boynuz

horoscope = burç, falı, yıldız

horrible = aynasız

horse = at, beygir

horse-chestnut = kestane

horsepower = beygirgücü

hot = kızgın, sıcak

hotel = otel

hour = saat

house = ev, mesken

housewife = ev kadını

how = nasıl

however = ancak

human = beşeri

human being = insan

human race = beşer

humble = alçakgönüllü

hundred = yüz

Hungary = Macaristan

hunger = açlık

hungry = aç

hunt = avlamak

hunter = avcı

hurried = acele

hurriedly = alelacele

hurt = acımak, ağrımak

husband = koca

hut = kulübe

hymn = ilahi

ice = dondurma, buz

icecream = dondurma

Iceland = ©zlanda

idea = fikir

idealist = idealist, ülkücü

identical = aynı

ideology = ideoloji

idiot = allahlık

if = eğer, ise

immediately = aniden

immune = bağışık

important = ağır, ağırbaşlı

in addition = ayrıca

in a hurry = alelacele

in a way = sanki

incendiary bomb = yakici bomba

incite = alevlendirmek

income = aidat

increase = agrandisman

incus = örs

independant = bağımsız

India = Hindistan

Indian = Hintli, Kızılderili

Indian corn = darı, mısır

indifference = balgam

industrious = çalışkan

in exchange for = aleyh, aleyhinde, karşe

inexperienced = acemi

infant = çocuk

infectious = bulaşıcı

inform = bildirmek

inhibit = aksatmak

in my opinion = bence

in my view = bence

in question = alakadar

insatiable = açgözlü

insect = böcek

instant = an

instrument = alet, aygıt

insult = acıtmak

insulting = ağır

intelligence = akıl

intend = amaçlamak

intention = amaç

intercessor = avukat, savunucul

interest = alakalandırmak, alaka

interested = alakadar, alakalı

international = beynelmilel

interval = aralık

intestine = bağırsak

in the evening = akşamleyin

in vain = beyhude

investigate = araştırmak

investigation = araştırma

in what way = nasıl

iodine = iyod

Iran = ©ran

Iranian = ©ranlı

Ireland = ©rlanda

Irish = ©rlandalı

Irishman = ©rlandalı

iron = demir

irony = alay, istihza

Islam = ©slam

island = ada

Israel = ©srail

Istanbul = ©stanbul

it = o

Italian = ©talyan, ©talyanca

Italy = ©talya

itch = boyunduruk

item = adet

ivory = fildişi

ivy = sarmaşık

January = ocak ayı

Japan = Japonya

Japanese = Japonca, Japonyalı

jaw = çene

jawbone = çene

Jew = Musevi, Yahudi

job = iş

join = bağlamak, birleşmek

joke = alay, azizlik

Jordan = Ürdün

journalist = gazeteci

joy = lezzet

July = temmuz

June = haziran

just = ancak, aniden

kennel = köpek kulübesi

key = anahtar

kidney = böbrek

kill = öldürmek

kilo = kilo

king = kral

kingdom = kraliyet

kiss = buse

kitchen = mutfak

kitten = yavru kedi

klaxon = boynuz

knee = diz

knife = biçak, çakı

knight = şövalye

knot = boğum

know = tanımak, bilmek

know how = bilmek

knowledge = bilgi

laborer = amele

labourer = amele

lack = açık

lad = çoçuk, oğlan

laddie = çoçuk, oğlan

lady = bayan

lake = göl

lame = aksak

lamp-shade = abajur

lance = mızrak

land = belde, toprak, yeryüzü, arz

large = büyük

lass = kız

lawyer = avukat, savunucul

lay hold of = almak

leader = amir, patron, baş

leaflet = broşür

league = bağ, bağlantı

learn = öğrenmek

learned = alim

leather = deri

leave = bırakmak

Lebanon = Lübnan

left = artık

left over = artık

leg = bacak

lemon = limon

lemonade = limonata

length = boy

leopard = pars

letter of credit = akreditif

lettuce = marul, salata

level = başabaş

lie = yalan

life = çoğulu

lift = asansör

light = açık, aydınlık, aciz, ağır

like = nasıl, beğenmek

likewise = da, de, dahi, keza

lily = zambak

limb = aza

limp = aksamak

lineage = asıl

lineseed oil = bezir

lion = aslan

lip = dudak

liquid = akıcı

liquidate = öldürmek

listen = dinlemek

liter = litre

litre = litre

little = az

little by little = azar azar

live = yaşamak

liver = karaciğer

loaf = ekmek

lobster = istakoz

loch = göl

locust = çekirge

lofty = ali, yüksek

long for = arzulamak

longitude = boylam

look = bakmak

look at = bakmak

look for = aramak

looking-glass = ayna

lord = bay, bey, beyefendi

lose = kaybetmek

lottery = piyango

louse = bit

love = sevmek, aşk

lovely = hoş, uygun, güzel

low = alçak

lower part of the body = karın

Lucifer = Şeytan

luck = alınyazısı

luggage = bagaj

lung = akciğer

lust = aşk

machine = makine

madam = bayan

magician = sihirbaz

mailman = postacı

main = ana, başlıca

maize = darı, mısır

major = ana, başlıca

major road = anayol

make = etmek, yapmak

make a mistake = aldanmak

make clean = ayıklamak

make use of = kullanmak

malaria = sıtma

male cook = aşçı

man = insan, adam, erkek

mankind = beşer

many = birçok

map = kart

march = yürümek

mark = alamet

market = çarşı

marsh = batak, bataklık

maternal grandmother = anneanne

matter = iş, macera, mesele

maximum = azami

maybe = belki

mayhap = belki

mealies = darı, mısır

mean = amaçlamak

meaning = amaç, anlam

means = alet, araç, aygıt

measurement = boyut, buut

Mediterranean = Akdeniz

meet = buluşmak

melody = beste

member = aza

membership = azalık

memory = anı, bellek

mental = akli

mention = anmak, bahsetmek

menu = kart

metropolis = başkent

microbe = bakteri

midday = öğle vakti

mild = aheste

minimum = asgari

minister = bakan

ministry = bakanlık

minority = azınlık

mirror = ayna

miserable = fena, kötü, acıklı

Mister = bay, bey, beyefendi

misunderstanding = anlaşmazlık, anlaşmak

mitten = eldiven

mixture = alaşım, bileşim

mockery = alay

modern = modern, asri

modest = alçakgönüllü

Mohammed = Muhammet

Mohammedan = Müslüman

molecule = molekül

moment = an

Monday = pazartesi

money = akçe, para

monk = keşiş

monkey = maymun

monotonous = biteviye

month = ay

monthly = aylık

monument = abide, anıt

moon = ay

moor = bozkır

morning = sabah

Moslem = Müslüman

mosque = cami

mosquito = sivrisinek

motel = motel

moth = güve

mother = anne

mother-in-law = kaynana

motor = motor

motor car = otomobil

motorcycle = motosiklet

mountain = dağ

mourning = ağıt

mouse = fare

moustache = bıyık

mouth = ağız

movie theatre = sinema

moving = acıklı

Mr. = bay, bey, beyefendi

Mrs. = bayan

much = birçok

Muhammad = Muhammet

multiply = artmak

munition = cephane

muscle = adale

Muslim = Müslüman

Mussulman = Müslüman

mutineer = asilik

my = benim

naïf = bön

naïve = bön

naked = çiplak

name = ad, isim

nameless = anonim, isimsiz

namesake = adaş

narrate = anlatmak

narrow = dar

nasty = aynasız, fena, kötü, ahlaksız, alçak

nation = millet, ulus, ahali

national = ulusal

naught = sıfır

nearly = adeta

neck = boyun

necktie = boyunbağı

neigh = <anırmak>

neighbour = komşu

nephew = yeğen

nerve = asap

nervous = asabi

net = ağ

network = ağ

never = asla

nevertheless = ancak

new = yeni

next = sonra, sonraları, ardısıra

nice = hoş, uygun, iyi

niece = amcazade, yeğen

night = gece

nightingale = bülbül

nine = dokuz

nitrogen = azot

no = değil, hayır

nobility = asilik

nobleman = asilzade

node = boğum

noise = gürültü

noisy = gürültücü, gürültülü

nonsense = abuk sabuk

noon = öğle vakti

normal = normal

north = kuzey

northern = kuzeye ait

Norway = Norveç

Norwegian = Norveçce, Norveçli

nose = burun

not = değil, hayır

not at all = birtürlü

note = bilet

notebook = defter

nothing = hiçbir şey

notice = afiş, algılamak

notion = anlayış

nought = sıfır

noun = isim

novel = yeni, roman

November = kasım

novice = acemi

now = şimdi

now and then = aradabir, arasıra

nowhere = hiçbir yerde

nude = çiplak

null = sıfır

nun = rahibe

nurse = bakıcı

nursery school = anaokulu

nut = fındık

nymph = peri

oak = meşe

oath = yemin

oats = yulaf

obey = itaat etmek

obtain = almak

obvious = aşikâr, belirgin, belli

o'clock = saat

October = ekim

octopus = ahtapot

odd = acayip

of course = açık, açıkça

offend = acıtmak

offensive = ağır

office = büro

of the body = bedeni

oh = ah

oil = yağ

okay = iyi

old = eski

olive = zeytin

omnibus = otobüs

once more = tekrar, yine, bir daha

one = biri, birisi, bir

one another = birbiri

one hundred = yüz

one thousand = bin

onion = soğan

only = ancak, yalnız, ancak

only just = ancak, sadece, zar zor

on the contrary = aksine, aykırı, bılakis

on the other side of = çaprazvari

on time = doğru, kat'î, kesin, tam

open = açmak, açık

opening = açıklık, ağız

openly = açıkça, alenen

open up = açmak

operative = amele

opium = afyon

opponent = aleyhtar

opposed to = aleyh, aleyhinde, karşe

opposite = aleyh, aleyhinde, karşe

opprobrious = ağır

orange = portakal

ordinary = adi, alelade

Oriental = doğuya ait

origin = asıl

other = başka, bir daha, diğer bir

otherwise = aksine, bılakis

our = bizim

out of order = arızalı, bozuk

overall = bütün

owl = baykuş

ox = öküz, sığır

oxygen = oksijen

oyster = istiridye

pace = adım, ayak

Pacific = Büyük Okyanus

Pacific Ocean = Büyük Okyanus

pacifist = barışsever

pad = blok

pagan = kâfir

page = sayfa

pail = kova, bakraç

pain = acı, ağrı, azap

painful = ağrılı

paint = boyamak, boya

Palestine = Filistin

palm = avuç

pamphlet = broşür

paper = belge

paperback = broşür

paragraph = bent

parasite = anaforcu, asalak

pardon = aaffetmek, bağışlama, af

particle = adet

particular = özel

partition = ayrılık

pass away = ölmek

passion = aşk

pate = baş

patent = berat

paternal grandmother = babaanne

paternal uncle = amca

paw = bacak, ayak

pawn = asker

pay attention = aldırmak

pay attention to = aldırmak

pea = bezelye

peace = barış

peaceful = barışsever

peaceloving = barışsever

pear = armut

peculiar = acayip

pencil = kurşun kalem

peninsula = yarımada

people = ahali

pepper = biber

perceive = algılamak

perchance = belki

perform = girmek, etmek, yapmak

perhaps = belki

peril = tehlike

permit = izin vermek, müsaade etmek

Persia = ©ran

person = kişi, şahıs

perspiration = ter

pessimistic = bedbin

petrol = benzin

phantom = hortlak

pheasant = sülün

phlegm = balgam

phonograph = gramofon

photograph = fotoğraf

physical = bedeni

physicist = fizikçi

physics = fizik

pianist = piyanist

piano = piyano

pick out = seçmek

pick up = biriktirmek, toplamak, almak

pig = domuz

pineapple = ananas

pipe = boru

pity = acımak

placard = afiş

plain = açık, anlaşılır, aşikâr, belirgin, berrak

plan = amaç, proje

plane = tayyare, uçak

plant = bitkin, bitki

plaster of Paris = alçı

platform = program

plaza = alan

pleasant = hoş, uygun

plentiful = bol

plenty = bereket, bolluk

plenty of = birçok

poison = zehir

Poland = Polonya

police = emniyet, polis, zabıta

police-station = karakol

politician = politikacı, siyaset adamı

pony = midilli

pool = birleşmek

poor = fena, kötü

pork = domuz eti

portal = kapı

Portugal = Portekiz

Portuguese = Portekizli

possibly = belki

postage stamp = posta pulu

postcard = kartpostal

poster = afiş

post office = postane

potassium = potasyum

potato = patates

pour = akıtmak

powder = barut

practical = ameli

precise = tam

precision = ayar

predominant = ana, başlıca

premier = başbakan

première = başbakan

present = armağan, bağış

president = başkan

press = basın

pressing = acil

pressure = basınç

presume = sanmak

pretext = bahane

pretty = hoş, nefis

prevent = aksatmak

prime minister = başbakan

prince = prens

princess = prenses

principal = ana, başlıca

print = basmak

privilege = ayrıcalık

problem = problem

produce = ürün vermek

professional = profesyonel

professor = profesör

profile = profil

profuse = bol

programme = program

project = proje

prompt = doğru, kat'î, kesin, tam

propaganda = propaganda

protein = protein

protest = protesto etmek, protesto

proverb = atasözü

provided that = eğer, ise

provoke = alevlendirmek

psychology = psikoloji

pub = bar

public = aleni

publicity = propaganda

public square = alan

publish = açıklamak

pull = çekmek

punctual = doğru, kat'î, kesin, tam

puppet = bebek

purchase = alış, almak, satın almak

purchaser = alan, alıcı

pure = arı, halis, saf, temiz, arı, halis, saf

purge = ayıklamak

purpose = hedef

put up with = azap çekmek

puzzle = bilmece, bulmaca

quarrel = atışmak

quash = bozmak

quick = acele

quinsy = anjin

quite = pek, baştanbaşa, bütün

rabbit = tavşan

radically = adamakıllı

raffle = piyango

railway station = istasyon

rain = yağmur

rainbow = alaimisema

rank = aşama

rapid = acele

raspberry = ahududu

rate = aşama

rather = azıcık, biraz

read = okumak

ready = alesta

realization = anlayış

realize = anlamak

rebel = asilik, ayaklanmak, baş kaldırmak, asi

rebuke = azarlamak

recall = anımsamak, anmak

receipt = alındı

receive = almak, kabul etmek

recipient = alan

recollect = anımsamak, anmak

recollection = anı, bellek

record = bildirge

record-player = gramofon

records = arşiv

red = al

redemption = amortisman

reflect = aksetmek

refrigerator = buzdolabı

regard = bakmak

regiment = alay

regret = acıkmak

regulate = ayarlamak

relate = anlatmak

relation = bağıntı

relinquish = teslim etmek

remainder = artık, bakiye

remaining = artık

remember = anımsamak, anmak

remit = feshetmek, iptal etmek

remote = uzak

remove = ayrılmak

renounce = çökmek

renown = debdebe, ihtişam, şan

reply = cevap vermek, cevap

report = bildirmek, bildirge

reproach = azarlamak, azar

reprove = azarlamak

republic = cumhuriyet

reputation = ad

research = araştırma, araştırmak

resemble = andırmak, benzemek

resign = çökmek

respond = cevap vermek

rest = artık, bakiye

reveal = açıklamak

reverse = arka

reverse side = arka

revolt = ayaklanmak, baş kaldırmak

revolver = revolver

Rhine = Ren

riddle = bilmece, bulmaca

ride = binmek

rifle = top, tüfek, silah

right away = aniden

right now = aniden

rite = ayin

river = ırmak, nehir

roller = silindir

Roman = roman

Romania = Romanya

room = açıklık, aralık, boşluk

rooster = horoz

rouse = alevlendirmek

rude = arsız

rudiments = alfabe

run = koşmak

Russia = Rusya

Russian = Rusça, Rus

Sabbath = cumartesi

sack = çanta, torba

sacred = kutsal

sad = acıklı

sadness = acı

sagacious = akıllı

sage = akıllı

sailor = bahriyeli

saint = aziz

salary = maaş

salmon = som balığı

salt = tuz

salty = tuzlu

same = aynı

sand = kum

sandal = sandal

sandwich = sandviç

Sassenach = ©ngiliz

Satan = Şeytan

Saturday = cumartesi

say = demek, söylemek

scarcely = ancak, sadece, zar zor

scatter = akıtmak

scheme = proje

scholar = alim

science = bilim

scientific = bilimsel

scientist = bilgin

scold = azarlamak

scorpion = akrep

scream = bağırmak

screw up = azdırmak

scuffle = muharebe, boğuşmak

sea = deniz

seaside = kıyı, sahil

see = buluşmak, görmek

seek = aramak

seldom = az

selfinterest = benlik

self-interested = bencil

selfish = bencil

selfishness = benlik

sell = satmak

send = göndermek, yollamak

sense = anlayış

separate = ayırmak, bölmek

separately = ayrı

separation = ayrılık

September = eylül

serene = açık

serious = ağır, ağırbaşlı

set = alçalmak

seven = yedi

several times = bazan

shack = kulübe

shame = ayıp

shamrock = yonca

shape = biçim

share = aksiyon, bölmek

sharpen = bilemek

she = o

shed = akıtmak

shoe = ayakkabı

shop = dükkân

shore = kıyı, sahil

short = bodur, bücür

shortage = açık

shortcoming = açık

shorten = kısaltmak

shortness of breath = astım

shout = bağırmak, feryat

shut = kapamak

sign = alamet

signal = alamet

simple = basit

simplify = basitleştirmek

since = çünkü, yüzünden

sincere = açık

sink = batırmak

sir = bay, bey, beyefendi

sister = <abla>, <bacı>

sister-in-law = <baldız>

sit = oturmak

six = altı

sixth = altıncı

sixtieth = altmışıncı

sixty = altmış

size = azamet

skin = post

slay = öldürmek

sleep = uyumak

slice = kesmek

slow = ağır, aheste

sly = açıkgöz, akılı, zeki

smart = açıkgöz, akılı, zeki

smith = demirci, nalbant

smoke = içmek

smokestack = baca

sneeze = aksırmak, aksırık

snow = kar

so = böyle, böylece

soccer = ayaktopu

society = kulüp

sodium = sodyum

soft = hoş, tatlı

soil = toprak, yeryüzü, arz

soiled = kirli

soldier = asker

sole = yalnız

solely = ancak

solicitor = avukat, savunucul

solitary = yalnız

some = biri, birisi, birkaç

somebody = biri, birisi

someone = biri, birisi

some one = biri, birisi

sometimes = bazan

son = oğul

song = şarkı

son-in-law = damat

soon = çok geçmeden, yakında

sorcerer = sihirbaz

sorrow = acı

soup = çorba

sour = buruk

Soviet Union = Sovyetler Birliği

space = açıklık, aralık, boşluk

spaceman = astronot

Spain = ©spanya

Spaniard = ©spanyol

spear = mızrak

special = özel

specialist = bilirkişi

speedy = acele

spice = bahar

spiderweb = ağ

spine = belkemiği

spinster = bayan

spiral = burma

spoil = azdırmak

sponger = anaforcu, asalak

square = alan

squirrel = sincap

staid = ağırbaşlı

stale = bayat

stallion = aygır

stamp = posta pulu

standard = ayar

start = başlamak

statement of policy = program

steak = biftek

steal = araklamak, aşırmak

steam = buğu, buhar

steamship = vapur

step = adım, ayak

steppe = bozkır

stimulate = alevlendirmek

stir up = alevlendirmek

stock exchange = borsa

stoop = abanmak

stop = durmak

storage battery = akümülatör

store = dükkân

storm = bora

straightforward = basit

strange = acayip

strangle = boğazlamak, boğmak

straw = hasırdan yapılmış, saman

strawberry = çilek

street = cadde, sokak

strength = kuvvet

stride = adım, ayak

strip = bant

structure = bünye

struggle = muharebe, boğuşmak

studio = atölye, atelye

stupid = ahmak, akılsız

sty = arpacık

subscriber = abone

subscription = abone

subsequently = sonra, sonraları

substantive = isim

suburb = banliyö

subway = altgeçit

success = başarı

successfully = başarılı

such = böyle, böylece

such a = nasıl

such as = nasıl

sudden = ani

suddenly = aniden, ansızın, birden, birdenbire

suffer = azap çekmek

sultan = sultan

sun = güneş

Sunday = pazar

sunflower = ayçiçeği

superstitious = batıl

supper = akşam yemeği

supporter = aza

suppose = sanmak

sure = belirli

surmise = sanmak

surname = soyadı

surrender = teslim olmak

swallow = kırlangıç

swamp = batak, bataklık

swan = kuğu

swear = ant içmek

sweat = terlemek, ter

Swede = ©sveçli

Sweden = ©sveç

Swedish = ©sveçli

sweet = hoş, tatlı

swift = acele

swim = yüzmek

swine = domuz

Swiss = ©sviçreli

switch = anahtar

Switzerland = ©sviçre

sword = kılıç

syllable = hece

symbol = alamet, sembol

symmetric = simetrik

symmetry = bakışım, simetri

symptom = araz

syntax = cümle kuruluşu

Syria = Suriye

Syrian = Suriyeli

tail = kuyruk

tailor = terzi

take = almak, kabul etmek

take in = almak, kabul etmek

take offence = alınmak

take offense = alınmak

take over = almak, satın almak

tall = ali, yüksek

tangerine = mandalina

tangle = kaos, karmakarışık hal

tape = bant

target = hedef

tart = buruk

tattler = ağustosböceği

taxi = taksi

tea = çay

tell = demek, söylemek, anlatmak

tell a lie = yalan

telltale = ağustosböceği

tempest = bora

ten = on

tender = hoş, tatlı

terminate = bitirmek

thanks = teşekkür

thank you = teşekkür

that = böyle, böylece

that way = böyle, böylece

theatre = tiyatro

theft = hırsızlık

the Netherlands = Hollanda

theology = ilahiyat, teoloji

therapy = tedavi

thermometer = termometre

they = onlar

thigh = kalça

thing = madde, şey

think = düşünmek

thirst = susuzluk

thirsty = susamiş

thorn = dikenli çalı

thoroughly = adamakıllı

thou = sana, sen, seni, siz, size, sizi

thousand = bin

thread = iplik

three = üç

throat = boğaz

through = adamakıllı, alesta

throw = atmak

thumb = başparmak

Thursday = perşembe

thus = böyle, böylece

ticket = bilet

tie = boyunbağı, bağlamak

tie up = bağlamak

tiger = kaplan

timber = ağaç

time = saat

tin = kalay

tired out = bitap

tobacco = tütün

today = bugün

toe = ayak parmağı

together = beraber

token = alamet

to my thinking = bence

tonsil = bademcik

too = da, de, dahi, keza

tool = alet, araç, aygıt

topic = aktüalite

torture = azap

touching = acıklı

toward = ait

towards = ait

tower = burç

town = kent, şehir, belde

trade = alışveriş

tradition = anane

traditional = ananevi

tragedy = acıklı

tragic = acıklı

train = tren

tranquil = asude

transmit = göndermek, yollamak

tree = ağaç

trefoil = yonca

tribe = aşiret

trouble = problem, aksatmak

trout = alabalık

trumpet = borazan

trunk = bavul

tube = boru

Tuesday = salı

tug = çekmek

tummy = göbek, karın

tune = beste, akort etmek

twilight = alacakaranlık

two = iki

uncertain = belirsiz

uncle = <amca, dayı>, amca

unclean = kirli

underground = altgeçit

understand = anlamak

understandable = anlaşılır

unemployed = aylak

unhappy = bedbaht

unique = biriçik

united = birleşik

United States of America = Amerika, Birleşik Devletler

unity = birlik

university = üniversite

unmarried woman = bayan

unoccupied = boş

untroubled = açık

untrue = asılsız

upon = aleyh, aleyhinde, karşe

urgent = acil

urgently = alelacele

USA = Amerika, Birleşik Devletler

US citizen = Amerikan

use = kullanmak

used to = alelade, alışık, bayağı

useless = abes

USSR = Sovyetler Birliği

usual = alelade, alışık, bayağı, adi

uterus = rahim

vacant = boş, açık

vacuum = boşluk

vain = abes

vapor = buğu, buhar

vapour = buğu, buhar

vend = satmak

very = pek

very much = pek

view = bakmak

vigour = kuvvet

vile = alçak

vine = bağ

virgin = bakir, bakire

virginal = bakir

voice = ses

void = boş

volcano = volkan

vote = ses

vow = adak

vowel = sesli harf

vulgar = adi

vulture = akbaba

wage = maaş

wages = maaş

waist = bel

waistline = bel

wait = beklemek

wait for = beklemek

waiting-room = bekleme salonu

waiting room = bekleme salonu

walk = yürümek

walnut = ceviz

want = arzu

war = savaş

warehouse = ambar, ardiye, ardye

warlock = sihirbaz

warm = ılık

watch = saat, bakmak

watch out for = aldırmak

water = su

wax = balmumu

way = âdet

weak = aciz

weapon = silah

wear = nakletmek, taşımak

Wednesday = çarşamba

week = hafta

weep = ağlamak

weighing machine = baskül

weight = ağırlık

well = sıhhatlı

well-informed = alim

well-known = bildik

wench = kız

west = batı

western = batıya ait

whale = balina

what a = nasıl

what for = niçin

wheat = buğday

wheeziness = astım

whiskey = viski

whisky = viski

white = beyaz

whiten = ağartmak, aklamak

whole = bütün

wholly = baştanbaşa, bütün

whore = orospu

why = niçin

width = genişlik, bolluk

wife = aile, eş, karı, avrat

will = arzu

willingness = arzu

willow = söğüt

wind = rüzgar

window = pencere

wine = şarap

wing = kanat

win over = altetmek

winter = kış

wisdom = akıl

wise = akıllı

wish = arzu etmek, arzulamak, arzu

witch = büyücü, cadı

without a name = anonim, isimsiz

with reference to = ait

wizard = sihirbaz

wolf = kurt

womb = rahim

wonted = alelade, alışık, bayağı

wood = ağaç

wooden = ağaç, ahşap

woodpecker = ağaçkakan

wool = yün

word = söz, sözcük

work = çalişmak, iş

worker = amele

working man = amele

workman = amele

work-room = atölye

workshop = atölye

world = dünya

worm = kurt, solucan

worn out = bitap

worship = taparcasına sevmek

wrangle = atışmak

wrench = anahtar

wrist = bilek

write = yazmak

X-rays = röntgen ışını

yacht = yat

yard = yarda, alan, avlu

ye = sana, sen, seni, siz, size, sizi

year = sene

yearly = yıllık

yearn = arzulamak

yeast = maya

yellow = sarı

yes = evet

yesterday = dün

yet = daha şimdiden, halihazırda, ancak

yield = teslim etmek

you = sana, sen, seni, siz, size, sizi

young = genç

youngster = delikanlı, genç

your = senin, sizin

yours = seninki, sizinki

yourself = kendiniz

youth = gençlik, delikanlı, genç

youth hostel = gençler için ucuz otel

Yugoslav = Yugoslav

Yugoslavia = Yugoslavya

Yugoslavian = Yugoslav

Yule = Noel

zeal = büyük istek, gayret, şevk

zealous = gayretli

zebra = yaban eşeği, zebra

zephyr = hafif rüzgar, meltem

zero = sıfır

zigzag = zigzag

zilch = sıfır

zinc = çinko

zipper = fermuar

zone = bölge, mıntıka, kayış, kemer

zoo = hayvanat bahçesi

zoology = hayvanbilim, zooloji

Copyright logo
Click here to contact me

Valid HTML 4.01 Transitional Valid CSS!